27 Eylül 2013 Cuma

Gış geldi aaanıım.

Kış sezonunu açtım. 

Ne demek yani bu dersen, derslerim başladı öğrencilerimle. Açıkçası özlemişim ders vermeyi. Çılgın ve hareketli bir yazın ardından tekrar kendimi bir işe yararken bulmak mutlu etti beni. Dün derse gittim ordan da spora gittim.

Geçen gece G+' a gönderi attığım saatlerde İstanbul'a dönüyordum havaalanındaydım. Geldikten hemen sonra yazacaktım ama açıkçası canım pek istemedi,  zamanım da olmadı :/

En yakın arkadaşlarımdan bir tanesi babasının işinden dolayı Ankara'ya taşındı. Biz de deliler grubu olarak, canı sıkılmasın moral olsun diye onu ziyarete gittik. Bi kısmımız buradan otobüs macerasıyla gittik. Bi kısmımız da İzmir'den geldi. 

Otobüs kısmı çok eğlenceliydi çünkü Kamil Koç'un yeni Ra-hat 4N otobüslerinin bi'dildo sokmadığı kalıyor seni mutlu etmek için. Uçak bile bu kadar rahat olamazdı. Zaman nasıl aktı ve gitti bilemedim. 

Hep beraber Ankara turu yaptık. Gezdik yeni yerler keşfettik ve Ata'mızın izinden giden gençler olarak Ata'mızı ziyaret ettik. Benim kaçıncı gidişim bilmiyorum, Resmi devlet ziyareti gibi neredeyse her gidişimde geziye Anıtkabir'den başlıyorum. Ama her seferinde daha da gururlanıyorum.

Sonrası hep benzer şeylerdi. Onlar gittikten sonra ben biraz daha kaldım Barcelona'da tanıştığım arkadaşlarımı ziyaret için. Bi'gece de onlarda kaldım. Baya eğlenceli ve keyifli geçti :) Sonraki gün Ankara'da serbest ve tek dolaşma günüydü. Eğlenceli geçti o da ;)

Kış geliyor ve her şey düzene oturmaya başladı. Şimdi master araştırmalarına başlıyorum. Bir iki danışmanlık bürosundan randevu alıcam haftaya. Bir kaç kişiyle görüştüm de. Kariyer planlarım beni heyecanlandırmıyor değil :)

İşte öyle blog, 

evriting iz okey. 


25 Eylül 2013 Çarşamba

İyi ki..

Bazen "iyi ki hayatımdalar" dediğin insanlar olur ya blog, ben çook fazla sayıda sahibim. Eve dönüyorum, havaalanı yolundayım Ankara'da. Çok tatlı insanları bırakıyorum burada, yeni tanıştığım,1 aydır tanıdığım.

Yüzümde bi tebessüm, içimde bi burukluk yaratabildiler.


Öptüm seni blog.

11 Eylül 2013 Çarşamba

Sıkkın zamanlar

İyi geceler blog,

Biraz tatsızım. Hala tam olarak enerjimi toplayamadım tatil sonrası. Sana söylemeyi de unuttum. Gözümde, sağ gözümde enteresan bir hastalık oluştu geçen hafta sonu. Görme yetisini %70 kaybetti. Dışarıdan bakıldığında bir sorun yok gibi gözüküyor. Fakat aslında görmüyor. Zaten gözlerim 4.75 bozuk olduğu için ve bu hastalıktan dolayı lens de takamadığım için sağ gözüm tamamen görmüyor aslında. Doktora gidiyorum sürekli. Bu cuma gene randevum var. Sürekli takipteyiz. Fakat doktor zor geçecek bir şey olduğunu ve sabretmem gerektiğini, kalıcı olmaması için elimizden geleni yapacaklarını söyledi.

                                         Kornea tabakam boyanıp bakıldığında ki görüntü böyle oluyor.

Bu hayatımı ciddi biçimde etkiledi. Sürekli olarak baş ağrısı var. Mesafeleri ayarlayamıyorum. Bardağı tezgaha pat diye vuruyorum. Tutacağım şey daha uzakta duruyor aslında ama ben tutacakmış gibi uzanıyorum. Araba süremiyorum. Gün ışığı çok rahatsız ediyor. Evden de çıkamıyorum. Şu an bu blogu da nası yazdığımı görme. Ağlarsın.

Evde sürekli olduğum için yapacak bir şey de yok. Eve alarm takıldı. Hırsız ve yangına karşı. Günlerdir ustalar onla uğraşıyodu ben de görebildiğim kadar yardım ettim onlara. Bugün yatak başlığı yaptırmak için mobilyacılar sitesine gittik annemle. Ama ben baş ağrısından duramadım. Sonunda hallettik cuma günü geliyor. Odamı çok değiştirdim. Dünyaları attım resmen. Ne kadar az eşya o kadar rahat hayat mantığı oluştu bende. Ivır zıvır ne varsa atıyorum.

Telefonumun da hafıza kartı bozuldu. Hasarlı diye uyarı veriyor. Eskiye dair ne kadar fotoğraf video varsa gitti. Mezuniyetim, tatiller, anılar...Kurtarmak için çabaladım ama gözüm ona da engel oluyor. Bilgisayar ekranı gözümü acıtıyor. Üzüldüm çok ama belki de olması gerekiyordu dedim kendi kendime öyle avuttum kendimi.

İşte öyle blog. Kendimi çok iyi hissetmiyorum bu ara. Master başvuruları ve görüşmelere de gidemiyorum. Bıraktım her şeyi. Olursa olur olmazsa çay demleriz mantığındayım artık.

Ben biraz daha yatayım. Yoksa baş ağrısından bayılıcam.

İyi geceler blog.

1 Eylül 2013 Pazar

Dünya Barış Günü ve ıvır zıvır hayatım

Dünya barış günün kutlu olsun blog!

Bugün 1 Eylül Dünya Barış günü. Aslında ironik bir gün. Hitler'in Polonya'yı işgalinin başladığı bu gün, Dünya Barış Günü olarak kutlanıyor. Ülkemizde de enteresan bir direnişe sebep oldu. Cihangir merdivenleriyle başlayan gök kuşağı renkleri, tüm ülkenin kaldırım ve merdivenlerine yayıldı. 

Bıdıbıdıbıdıdıdıbıbıdbdıbdıbdı.

Sonuç olarak, barış ve toplumsal huzurun olduğu bir ülke ve Gezegen diliyorum. İnsanların birbirlerinin hayatlarına hoşuna gitmese dahi saygı duyduğu ve karışmadığı bir Dünya olsun.

Karışmak meselesine gelince :)

Bir önceki yazım çok beğenildi. Bundan sonra bu nitelikte yazılar da paylaşmaya karar verdim. Tabii ki yukarıda belirttiğim gibi, herkesin hoşuna gitmediğini ama onlara saygı duyduğumu ve ne kadar hakaret edip kırmaya çalışsalar da onları "Çok sevdiğimi ve bunun asla değişmeyeceğini" paylaşmak isterim. Çünkü aslında yaşanan her şeyi kenara bıraktığımızda bazılarının nasıl insanlar olduklarını biliyorum. Bu da, herkesin düşündüğünün aksine, benim onları sevmeme yeterli.

Blog teması ve beğeniler için de ayrıca teşekkür ediyorum. Yeni bir haber vermek istiyorum. Yorumların bazıları beni düşündürttü ve karar verdim.

Bu blog'a artık devam etmicem. Yeni bir blog açacağım.

Sebebine gelince, bu blog başta bir kişiye atanmış olarak açılmıştı. Hayatımdan gittikten sonra ona atanmış bir blogta hayatımın geri kalanını ve başkalarıyla olan kısmını paylaşmam aslında bir bakıma huzursuz ediyordu beni. Bu sebeple karar verdim.

Bu biraz zaman isteyen bir durum. Çünkü ev değiştirmek gibi yeni blogun ismini içime sindirebilmem lazım. Tema olarak bu temayı kullanmaya karar verdim. Zaten yeni bir başlangıç için değiştirmiştim.

Benim hayatıma gelince. Tatilden sonra rahatsızdım ve daha da hastalandım sonunda Yeditepe Üniversitesi Hastanesi'ne yatmak zorunda kaldım. Verilen serum ve ilaçların ardından kendime geldim. Orada uzmanlığını yapan bir gay arkadaşım olabilecek tüm ilgiyi gösterdi ve tüm tahlillerimi yaptırdı.

Spor supplement'lerinden ötürü karaciğer ve böbreklerim herkesin merak konusuydu. Karaciğer enzimleri, üre, kreatinin, kolestrol, şeker vs. tam kan sayımı, idrar tahlili, HIV, Hepatit B ve Hepatit C testleri yapıldı. Tüm değerlerim mükemmel çıktı. İdrarımda spordan önce olan kristal ve kumlar gitmiş ve tertemiz olmuş. HIV, hepatit B & C ise negatif çıktı. Üstelik Hepatit B'nin aşı titresi o kadar iyi çıktı ki Hepatit B'li birisiyle birlikte olsam da bulaşması imkansız gibi bir şeymiş. Tatilden geldikten sonra 2 hafta geçmişti ve bu da HIV antijen testi için ideal bir süre idi. Bu sebeple korunmuş olduğumdan tatille ilgili hiç bir sıkıntı ve sorun yok.

Şimdi dinleniyorum ve çok daha iyiyim. Fakat kaybettiğim 6 kiloyu geri almam lazım acilen. Bu sebeple bir başlangıç olarak, yarın spora devam ediyorum. Circuit'ın gazıyla. Çok daha iyiye.

Kendine iyi bak blog.